Haberler

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası | Kadın Girişmciler Kurulu


  • “ELINDE HAMUR OLANLAR HER İŞE KARIŞSIN KI, BÜYÜMENIN BEREKETINI DE TOPLUMUN TAMAMI HISSETSIN”

     

    25.08.2008 - ANKARA, TOBB Hisarcıklıoğlu: “Gelişmiş bir toplum olmak için, kadınlarımızı sosyal hayata, üretim süreçlerine sokmak zorundayız. AB'nin bir parçası olmayı hedefleyen ülkemizde, 'kadınlarımızın eğitimi, istihdamı ve toplum hayatı içindeki yeri konusunda, mutlak surette ilerleme sağlamalıyız. Bunun anahtarı, önce eğitimdir.”

    “Daha güçlü ekonomi için Türkiye’de Kadın Girişimciliğinin güçlendirilmesi” hedefinden yola çıkan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ile bütün illerin Kadın Girişimciler Kurullarını Ankara’da bir araya getirdi.

    TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, başlayan I. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Kongresi’ne sayısı 700’e yakın kadın girişimci katıldı.

    Kongre’nin açış konuşmaları, TOBB Başkanı ve Kadın Girişimciler Kurulu Onursal Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ile TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş tarafından yapıldı.

    TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun konuşması şöyle:

    “Sizleri, şahsım ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz. Sizlerle birlikte, bugün burada, Türkiye’deki en büyük kadın örgütlenmesini meydana getiriyoruz. Bunu, siz kadın girişimcilerimizin, bir başka ifadeyle, işkadınlarımızın gösterdiği ilgi sayesinde başardık. Sizlerin bu yoğun katılımı, çalışmalarımızı genişletme ve derinleştirme konusunda, bizlere büyük cesaret vermektedir.

    Diğer taraftan, bugün aramızda bulunarak destek veren, Devlet Bakanımız Sayın Nimet Çubukçu’ya da ayrı bir teşekkür borçluyuz. Sayın Bakanımızın, kadın hakları ve kadının sosyal yaşamımızdaki rolünün güçlendirilmesi yönünde, gerçekleştirmekte olduğu çalışmalar, hepimizce takdirle izlenmektedir. Sayın Bakanımıza, hem başarılı çalışmaları ve hem de toplantımızı onurlandırdığı için şükranlarımızı sunmak istiyorum.

    Bir ekonominin büyüklüğünü gösteren milli gelir, üç tane faktörün çarpımına eşittir. Birincisi çalışabilir yaştaki nüfusun, toplam nüfus içindeki payıdır. İkincisi çalışabilir nüfusun ne kadarının istihdam edildiğidir. Üçüncüsüyse, verimlilik, yani çalışan başına ne kadar üretim yapılığıdır. Bunların üçü de, ne kadar yüksekse, milli gelir o kadar yüksek oluyor.

    Son faktör olan verimlilik konusu, ülkedeki iş ortamıyla ilgili. Bu yüzden TOBB olarak, mikro reformlar dediğimiz, ve iş ortamını iyileştirmeye yönelik reformların yapılmasın, yıllardır vurguluyor ve bu konuda, kamuoyunu bilgilendiriyoruz.

    İlk iki faktör olan, istihdam konusundaysa, önümüzde bir fırsat penceresi var. Bir defa bizim, çalışabilir nüfus anlamında bir sorunumuz yok. Hatta Avrupa’nın en genç nüfusuna sahibiz. Bizim çalışabilir nüfusumuz, yani 15-64 yaş arası nüfusumuz, 2025’e kadar devamlı artacak. Bu, kaçırılmaması gereken, stratejik bir fırsat penceresidir. Aynısını 1980’lerin başında İrlanda yakalamış, ve çok büyük bir eğitim reformuyla, bu süreci desteklemiştir. İrlanda’nın başarısının arkasında temel faktörlerden bir tanesi budur. Demografik fırsat penceresini biz de kullanabilirsek, büyük bir potansiyel yakalarız. Ama kullanamazsak, çok büyük bir sosyal tehlikeye yol açarız.

    Peki, Türkiye sahip olduğu insan potansiyelinden, verimli şekilde yararlanabiliyor mu? Ne yazık ki, çalışabilir yaştaki insanlarımız, özellikle de gençlerimiz ve kadınlarımız, iş bulmakta önemli zorluklarla ve sorunlarla karşı karşıya.

    Diğer taraftan sanayicilerimiz, gerekli nitelikte eleman bulamıyorlar. Yani bir tarafta işsizlik yaşanıyor, diğer tarafta mesleksizlik yüzünden çalıştıracak eleman bulunamıyor. Demek ki, mesleki eğitimin kalitesini ve yaygınlığını mutlaka arttırmak zorundayız. Ekonomik büyümeyi tempolu biçimde sürdürmek için, gençlerimizi, piyasanın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde eğitmek durumundayız.

    Öte yandan, kısa adı ILO olan, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün verilerine göre, 2007 yılında küresel ölçekte kadın istihdam oranı, yüzde 49’dur. Avrupa Birliği’nde yüzde 56’dır. Türkiye’de ise, kadınların istihdam oranı yaklaşık yüzde 24’tür. Bir başka ifadeyle ülkemiz, kadın istihdam potansiyelinin ancak dörtte birini kullanmakta, gerisini ise heba etmektedir. Son verilere göre ülkemizde 16,2 milyon erkek istihdamına karşı, kadın istihdamı ancak 6,1 milyon kişidir. Ama daha çarpıcı olanı, 1 milyon 219 bin işverenin sadece yüzde 6’sı, yani 75 bini kadındır.

    Şimdi Size soruyorum: Bu durumdaki bir ülke, uluslararası piyasada rekabet edebilir mi? Bu durumdaki bir ülke, Avrupa Birliği’ne üye olabilir mi? Bu durumdaki bir ülkenin insanları zenginleşebilir mi?

    Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, şöyle der: “Bir toplum, cinslerinden yalnızca birinin çağdaş gerekleri kazanmasıyla yetinirse, o toplum yarı yarıya güçsüz kalmış demektir.”

    Biz de, ülkemizdeki mevcut durumu, “tek kolu bağlı şekilde ringe çıkıp mücadele eden” bir boksöre benzetiyoruz. İnsanlarımızın dörtte birini, iş ortamından uzak tutarak, küresel rekabette var olmaya çalışıyoruz. Böylesine bir insan kaynağı israfına göz yumacak lüksümüz yoktur.

    Modernleşme yolunda bir taraftan güzel geleneklerimizi muhafaza ederken, yanlış anlayışlarımızı da değiştirmek durumundayız. Bakın, “başımıza yeni icat çıkartma” denilerek yetiştirilen insanlarımızın pek çoğunun yenilikçi vasıfları törpülendi. Beyinlerimize pranga vurduk. Soran, araştıran, sorgulayan, daha iyiyi arayan değil, idare-i maslahatçı olduk. Benzer bir yanlış anlayış da ”elinin hamuruyla erkek işine karışma”dır. Oysa, kadının elinin değmediği bir ekonominin bereketi de olmaz. Büyümesi de olmaz. O yüzden diyoruz ki, Türk toplumu, bu prangadan da kurtulmalıdır. “Elinde hamur olanlar her işe karışsın” ki, büyümenin bereketini de toplumun tamamı hissetsin.

    Gelişmiş bir toplum olmak için, kadınlarımızı sosyal hayata, üretim süreçlerine sokmak zorundayız. AB'nin bir parçası olmayı hedefleyen ülkemizde, 'kadınlarımızın eğitimi, istihdamı ve toplum hayatı içindeki yeri konusunda, mutlak surette ilerleme sağlamalıyız. Bunun anahtarı, önce eğitimdir. Bakın, lise altı eğitim alan kadınların ancak yüzde 23’ü istihdam piyasasına girebiliyor. Oysa üniversite ve üzeri eğitim alanlarda bu oran yüzde 71’e ulaşıyor; yani AB ortalamasının bile üzerine çıkıyor. Demek ki kızlarımızın eğitimine mutlaka ağırlık vereceğiz. Sonrada onları, hem mevcut sektörlerimizde, hem de yeni gelişmeye açık sektörlerimizde istihdam edilebilmeleri için gerekli niteliklerle donatacağız.

    Türkiye büyümek, hem de hızlı büyümek zorundadır. Yüzde 7’nin altında kalan bir büyüme ile Türkiye’nin gelişmiş ülkeleri yakalama şansı yoktur. Türkiye, genel anlamda işsizlik, özellikle de kadın istihdamı sorununu çözmek zorundadır. Günümüz dünyasında artık “devlet kapısı, ekmek kapısı” değildir. İstihdamı, piyasa dostu politikaların uygulanmasıyla, artık iş dünyası üretiyor. Türkiye’de de, istihdam sorunu ancak özel sektörün güçlenmesiyle çözümlenebilecektir. O halde, hem yatırım ortamını iyileştirmeye, hem de özel sektörün istihdam üretme kapasitesini arttırmaya devam etmeliyiz. İşsizlik sorununu çözmede bizim temel yaklaşımımız, öncelikle girişimci sayısının artırılmasıdır.

    TOBB olarak, 1,3 milyon üyemizin yanında, 1,3 milyon kadın girişimci görmek istiyoruz. Kadınların genel anlamda iş hayatında yer alması, özellikle de iş kadını olarak üretim süreçlerinde yer alması için, pozitif ayrımcılık dahil, “kadın girişimci dostu” politikalara ağırlık verilmelidir. Konuya, “sosyal bir mesele veya yoksullukla mücadele perspektifi ile değil, ekonomik bir bakış açısıyla, istihdam, eğitim ve sanayi politikalarının bir unsuru olarak yaklaşmalıyız.

    Kadın girişimci sayımızın arttırılması, sorunun çözümünde önemli katkı sağlayacaktır. Bunun için de çalışıyoruz. “TOBB Kadın Girişimciler Kurulu”nu ve “İl Kadın Girişimciler Kurullarımızı” bu hedefle kurduk. Kadın girişimcilerimizin örgütlenmesini “pozitif ayrımcılık” anlayışıyla ele aldık. Esasen, Oda ve Borsalarımızın organ seçimleri için var olan sistem, demokratik katılımın ve fırsat eşitliğinin ortaya konulması açısından, son derece iyi düzenlenmiştir. Ancak, kadın girişimcilerimizin cesaretlendirilmesi, kadın girişimci sayımızın artırılması açısından, “pozitif bir ayrımcılık” yaptık ve tüm illerimizde, oda ve borsalarımızın katkılarıyla, “İl kadın Girişimciler Kurulları”nı kurduk.

    İllere verdiğimiz kotalar çerçevesinde, bugüne kadar 1,224 kadın girişimci, İl kadın Girişimci Kurullarına üyelik kaydı yaptırdı. Bu sürecin süratle örgütlenmesinde, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı sayın Aynur Bektaş, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu üyeleri, Oda ve Borsa başkanlarımız, İl kadın Girişimciler Kurulu Başkanları ve il kadın girişimciler kurulu üyelerinin çok ciddi çalışma ve katkıları olmaktadır. Doğrusu bu sahiplenme, TOBB Yönetim Kurulu olarak bizlere cesaret vermiştir. Kadın girişimci sayımızı artırma yolunda yapacağımız çalışmalarda, bize şevk vermiştir. Bu doğrultuda, birliğimizin iştiraki olan, Kredi Garanti Fonu, kadın girişimcilere öncelik sağlamaktadır.

    Kredi Garanti Fonu, verimli projesi olmasına rağmen, teminat gösteremediği için banka kredisine ulaşamayan müteşebbislerimize kefil olmakta ve finansmana ulaşmalarını sağlamaktadır. Diğer bir iştirakimiz olan, Kobi Girişim Sermayesi şirketimizde, girişim sermayesi alanında kadın girişimcilerimize öncelik verecektir. Girişimci kadınlarımızın, yurt içi fuarlardan ücretsiz faydalanmasını sağlamak amacıyla başlattığımız çalışmalar da sonuçlanmıştır ve bu kapsamda bedelsiz standlar verilecektir.

    Bugün, burada, özel sektörümüzün tarihinde, gecikmiş de olsa, önemli bir başlangıcı yapıyoruz. Ülke genelinde gerçekleşen yoğun bir katılımla, kadın girişimcilerin temsilcilerini bir araya getiriyoruz. Sorunlarımızı tartışacak, geleceğe doğru bir pencere açacağız. Türkiye’nin tamamını temsil eden siz kadın girişimcilerimiz, iş hayatına atılarak, son derece zor, ama zor olduğu kadar da, önderlik ve fedakârlık gerektiren bir tercihte bulundunuz. İş hayatına girmek, orada tutunmak zaten zordur. Kadın girişimci olarak bunu başarmak ise daha da zordur.

    Sizler, ekonomik gelişmeye, istihdam sorununa, üretime ve ihracata katkı sağlarken, aynı zamanda, yerel sorunların çözümünde de kanaat önderi durumundasınız. Girişimci kadınlarımızın sözcüsü ve temsilcisi olmanız yanında, tüm kadınlarımızın sorunlarının da takipçisi ve sözcüsü olmak zorundasınız. Umuyorum ki, çok önemli yeteneklere ve niteliklere sahip, yüz binlerce kadın, sizlerin açtığı yoldan ilerleyecekler.

    Kadın istihdamının, fırsat eşitliğinin, kız çocuklarımız için, genel ve mesleki eğitimin, yerel ve ulusal düzeyde, daha fazla gündemde tutulmasına, çaba sarf etmeliyiz. Birbirinizle ve İliniz milletvekilleri ile sürekli temasta bulunarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, kadın- erkek eşitliğini korumayı öngören, Komisyonun kurulması için lobi yapmalısınız. Kadınlarımızın ve geleceğin müstakbel girişimci kadınlarının gözleri sizlerin üzerindedir. Çok önemli sorumluluk üstlendiniz.

    Önümüzde oda ve borsa seçimleri var. Seçimlerde, meclis ve yönetimlerde aktif rol almanızı istiyorum. Demokrasi, hem hak, hem de sorumluluk gerektirir. Mücadeleniz için, tüm kanalların açık olmasını sağlamak, bizim görevimizdir. Bunu sağlayacağız. Hedefimiz, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılını kutlayacağımız 2023’de, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmektir. Ama sadece ekonomi alanında değil, yaşam standartlarında da, çağdaş bir ülke olma hedefindeyiz. Zira bir ülkenin kalkınma düzeyi, demokrasi düzeyinden ayrı düşünülemez. O halde, Türkiye; işleyen, yöneten, denetlenebilir ve hesap verebilir, birinci sınıf bir demokrasi ülkesi olmalıdır.

    İşleyen demokrasiyi sağlamanın ilk adımı, siyaseti tabana yaymaktır. Siyasetin de görevi, tabanın sesini duymak, tabana kulak vermek, milletin sesi olmaktır. Eğer, ülkemizde demokrasinin yerleşmesini istiyorsak, Siyasi Partiler ve Seçim Kanunlarını yenilemek zorundayız. Millet ile vekilleri arasındaki bağ güçlendirilmelidir. Öte yandan, mevcut anayasamızın yetersiz kaldığını, yeni bir anayasaya ihtiyacımız olduğunu, 2000 yılından bu yana söylüyoruz. Anayasamız; toplumumuzun çimentosu olan demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti yapımızı korumalıdır. Anayasamız; çağdaş devletin üç temel niteliği olan; ifade hürriyetini, din ve vicdan hürriyetini ve teşebbüs hürriyetini garanti altına almalıdır. Anayasamız; demokratik dengeleme mekanizmalarına sahip, toplumun değerleriyle bütünleşmiş bir toplumsal sözleşme olmalıdır.

    İşte bu doğrultuda, Avrupa Birliği’nin temel aldığı evrensel norm ve değerler, cumhuriyetimizin temel ilkelerinin ve katılımcı demokrasimizin tamamlayıcısı olacaktır. İşte bu yüzden, TOBB camiası olarak, Avrupa Birliği projesinin arkasındayız.

    Bugün gerçekleştirmekte olduğumuz, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu 1. Kongresi’nin gerçekleşmesi sizlerin katılım ve katkısı olmadan kuşkusuz mümkün olmazdı. Toplantıda gündeme getirilen her konu takip edilecek ve inşallah gelecek yıl düzenleyeceğimiz, ikinci kongreye kadar yerine getirilecektir.

    Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, büyük ve zorlu bir görevi başarıyla üstlenen, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanımız sayın Aynur Bektaş başta olmak üzere, tüm kurul üyelerini yürekten tebrik ediyorum. Sizlerle birlikte çalışarak, Türk kadınının toplumda hak ettiği yeri almasını sağlayacağımıza inanıyorum. Toplantımıza katılımınız ve katkılarınızdan dolayı hepinize tekrar teşekkür ediyor, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”

    KADIN VE AİLEDEN SORUMLU DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU

    Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu da, yasal bir engel olmamasına rağmen kadınların girişimci olamadığını ifade ederek, kadınların önünde camdan engellerin olduğunu söyledi.

    Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, geleneksel değerlerin kadını özel alan sorumluluklarıyla sınırlamasının kadınların erkeklerle sosyal ve kültürel hayatta eşit fırsatlardan yararlanmamasına neden olduğunu belirterek, kadınların ekonomik olarak erkeklere bağımlı olmasının da kadının girişimci olmasını engellediğini söyledi. Kadın girişimcilerin desteklenmesinin önemine değinen Çubukçu, olumsuz kültürün ve değerlerin önemli engeller arasında yer aldığını kaydetti. Yasal bir engel olmamasına rağmen kadının girişimci olamamasını mali, kaynakların erkeklerin egemenliğinde olmasına bağlayan Çubukçu, kadınların önünde camdan engellerin olduğunu kaydetti.

    AB yolunda zihniyetinde değişmesi gerektiğini ifade eden Çubukçu, dünyada mülklerin yüzde 91’inin, Türkiye’de ise yüzde 93’ün erkeklerin üzerine olduğunu vurguladı. Kadınların siyasette olmamasının eleştirilmesine karşın oda ve borsalar ile sendikaların yönetiminde de kadınların yer almadığına işaret eden Çubukçu, yerel seçimlerde kadının yönetimdeki sayısını artırılması gerektiğini kaydetti. Çubukçu, öncelikle kitlesel olarak kadının yönetim kadrosunda yer alması için mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çekere, “Kadınların üçüncü sayfada mağdur zavallı olarak gösteriliyor. Başarılı kadın girişimciler ve sporcular kadınlara model olmalı” dedi.

    TOBB KADIN GİRİŞİMCİLER KURULU BAŞKANI AYNUR BEKTAŞ

    TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş ise, kadınların erkekler gibi çalışıp iş verdiklerini, buna karşın yönetildiklerini belirterek, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması gerektiğini söyledi. Bektaş, kadınların sorunlarını ise şöyle sıraladı:

    -Kadın girişimcilerin kullanabileceği girişimcilik sermayesi yetersiz. KOSGEB bünyesinde özel bir kadın girişimcilik fonunun kurulması ve rahat kullandırılması gerekiyor.

    -Kadınların iş gücü piyasasına katılımı son derece düşük. Kadınlar için ayrı meslek edindirme programlarlın oluşturulması gerekiyor.

    -Kadın girişimcilere ilişkin veriler eksik. Oda ve borsa üyeliğinde cinsiyetinde sorulması ve sağlıklı bilgiler üretilmesi için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yasal değişiklik yapılması gerekiyor.

    -Çocuk ve yaşlı bakımı kadınların çalışma yaşamına girmesi önündeki engellerdir.

    -Kadınlar çalışma yaşamında ayrımcılığa uğramaktadır.



Döviz

Kahramanmaraş Hava Durumu

17/12/2018

K.MARAS